Aman.Be: Türk ögrenci forum'u - Forum Turkse studenten Aman.Be: Türk ögrenci forum'u - Forum Turkse studenten
Genel Izleyici
 
* Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. 23 Tem, 2014, 03:38:13

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

 
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Istiklal marşı'nın hikayesi, anlamı ve açıklaması  (Okunma Sayısı 82122 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Share

DidO
Ziyaretçi
« : 30 Eyl, 2007, 23:19:29 »

İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜ
(12 Mart 1921)

1921 yılında, Şanlı Bayrağımız’ın ve Kahraman Türk Milleti’nin simgesi olacak milli bir marş yazılması için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bir yarışma açılmış ve kazanana para ödülü verileceği açıklanmıştır. Ülkenin her tarafından pek çok şair, duygu ve heyecanlarını anlatan mısralarla bu katıldığı halde, Mehmet Âkif’in bu yarışmaya katılmadığı görüldü. Nedeni sorulduğunda: ‘’Milli marş para ile yazılmaz’’ cevabını verdi. Arkadaşlarının ısrarları üzerine ve kazanırsa ödül verilmemesi şartı ile yarışmaya katıldı ve hepimizin yüreğinde yer eden İstiklal Marşı’nı yazdı.

Türk Milleti’nin zaferini, yüceliğini ve bayrağımızın kutsallığını en güzel duygularla anlatan İstiklal Marşı, yarışmaya katılan 724 şiir arasından seçilerek zamanın Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından Büyük Millet Meclisi’nde okundu. Bütün milletvekillerince büyük bir coşku ve heyecan içerisinde, iki defa ayakta dinlenen İstiklal Marşı, 21 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Milli Marş olarak kabul edildi. Ünlü bestecilerimizden Osman Zeki Üngör tarafından bestelendi.

Mehmet Âkif, İstiklal Marşı’nı Türk Milleti’nin eseri olarak kabul ettiği için Safahat’a koymamış ve Kahraman Ordumuz’a hediye etmiştir.





İSTİKLAL MARŞI AÇIKLAMASI


Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O, benim milletimin yıldızıdır, parlayacak
O, benimdir; o, benim milletimindir ancak!


Bu kıtada Mehmet Âkif Türk Milleti’ne sesleniyor. Ümit ve güven içeren sözlerinde:

Ey Milletimi Yurdumuzun düşmanlar tarafından kuşatılmış olmasına bakarak bayrağımız için endişe etme, korkma. Çünkü bu topraklar üzerindeki en son ocak sönmeden, en son Türk bu uğurda canını vermeden bayrağımıza kimse el uzatamaz.

Rengini şehitlerimizin kanından alan ve şafaklarda bir alev gibi dalgalanan bayrağımız milletimin yıldızı ve bağımsızlık sembolüdür. Gökteki yıldıza el sürülemediği gibi, milletimizin yıldızı olan bayrağıma da düşmanlar dokunamaz. O Türk Milleti’nindir ve daima öyle kalacaktır.



Çatma, kurban olayım, çehreni nazlı hilal,
Kahraman ırkıma bir gül!.. Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz, dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklali.


Bu dörtlükte şair bayrağımıza sesleniyor:

‘’Uğruna canımı vereyim, ne olur kaşlarını çatma ey hilal kaşlı güzel bayrağım. Neden bize dargın ve azarlar gibi bakıyorsun? Seni, o nazlı nazlı dalgalandığın göklerimizden indirmelerine izin vereceğimizi mi sandın? Kahraman milletim hür yaşamak ve seni hür yaşatmak için çok kan döktü, şu anda da dökmektedir. Sen bize kaş çatarak, uğrunda yapılan bu fedakarlıkları hiçe sayarsan, dökülen kanlarımız sana helal olmaz. Doğruluk ve adalet için çalışan, Allah’a inanarak ona kulluk eden. İstiklal uğruna canını veren milletimin hakkı bağımsızlıktır, hürriyettir.’’



Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.


Mehmet Âkif bu kıtada hürriyet kavramını işliyor. ‘’Ben’’ kelimesi ile Türk Milleti’ni kastediyor ve:

‘’Ben, yaratıldığı günden beri hür yaşamış bir milletim, bundan sonra da hür olarak yaşayacağım. Beni esir edeceğini düşünenler ancak aklını kaçırmış olanlardır. Onların bu çılgınca düşüncelerine şaşarım. Çünkü ben,Şimdiye kadar hiç esir olmadım. Hürriyeti elimden almak isteyen olursa kükremiş bir sel gibi coşar, önüme çıkan engelleri çiğner geçerim. Bu uğurda dağları parçalar, uçsuz bucaksız denizlere bire sığmam, yine taşarım.’’




Garb’ı afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
‘’Medeniyyet!’’ dediğin tek dişi kalmış canavar!


Bu kıtada Mehmet Âkif sömürgeci, saldırgan batıya çatmakta, medeniyet adı altındaki saldırgan tutumunu kınamaktadır:

‘’Bat ordularının en modern silahlarla, tank ve toplarla,tıpkı çelikten bir duvar gibi üzerimize yürümesi bizim için önemli değildir.Türk Milleti’nin öyle bir iman gücü, şehitlik inancı vardır ki, o imanlı göğüslerin her biri bir kale gibidir. Bu imanlı göğüsler karşısında en modern silahlar etkisiz kalır, hepsi yok olur, parçalanır.

Onların homurtuları, ulumaları da seni korkutmasın. Medeniyet maskesi takarak etrafa saldıran, zayıfları ezen ve sömüren bir canavar, bizim imanlı göğsümüze en ufak bir korku veremez. Zaten ‘’Medeniyet’’ adı altında yapılan bu vahşiliklerden sonra onun gerçek canavar yüzü ortaya çıkmıştır. O canavarın tek dişi kalmıştır, bize asla zarar veremez.’’



Arkadaş! Yurdumu alçaklara uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın...
Kim bilir, belki yarın... belki yarından da yakın.


Bu kıtada Mehmet Âkif Türk Milleti’ne, onun kahraman askerlerine ümit ve kararlılık aşılıyor ve:

‘’Arkadaş! Alçakların yurduma girmesine kesinlikle izin verme! Yurduna saldıran düşmana gövdeni siper et! Onlarla ölünceye kadar savaş! Onların utanmazca saldırılarına karşı dur! Cenab-ı Hak mutlaka sana yardım edecektir. Çünkü Allah, sabreden ve korkmadan, Hak yolunda savaşan mü’minlere zafer vereceğini Kuran-ı Kerim’de va’d etmiştir. Allah’ın bu yardımı belki yarın, belki yarından da kısa zamanda ortaya çıkacaktır ve düşman perişan edilecektir.’’



Bastığın yerleri ‘’toprak!’’ diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır atanı.
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.


6.kıtada kutsal vatan ve vatan toprağı ele alınmakta, Mehmet Âkif gençlere, üzerinde yaşadıkları toprakların değerini ve özelliğini iyi bilmeleri gerektiğini anlatmaktadır:

‘’Bastığın yerleri (toprak) deyip geçme! Geçmişini iyi öğren! Çünkü bu vatan toprakları, uğruna şehit düşenlerin kefensiz olarak gömüldükleri, her karışında bir şehit kanı olan kutsal topraklardır. Sen ki; dini, vatanı uğruna canını vererek, Allah katında makamların en yücesi olan şehit’lik mertebesine ulaşmış bir babanın oğlusun. Vatanına gereken değeri vermez, onu atalarının koruduğu gibi korumazsan, ataların incinir, üzülür. Bu cennet vatanı her ne pahasına olursa olsun korumalı, dünyaları da alsan bu yurdun bir karış toprağını bile vermemelisin.



Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.


İstiklal Marşı’nın 7.kıtasında Mehmet Âkif vatan sevgisini, vatan toprağının özelliğini ve Türk Vatanı’nın yüceliğini, şöyle anlatmaktadır:
‘’Bu cennet vatan uğruna canını vermeyecek olan kim var? İşte herkes vatanı uğruna canını vermek için hazır bekliyor. Şimdiye kadar bu uğurda o kadar çok yiğit canını verdi ki: bir karış toprakta bir şehit yatmaktadır. Toprağı sıksan, şehitlerin kanı fışkıracak kadar çok şehit verilmiştir. Allah canımı, canım kadar sevdiğim şeyleri, bütün varımı, yoğumu alsın; yeter ki beni bu vatanımdan ayrı ve uzak bırakmasın.’’



Ruhumun senden, ilahi şudur ancak emeli:
Değmesin ma’bedimin göğsüne na-mahrem eli;
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.


8.kıtada Mehmet Âkif, din ve vatan uğruna şehit olanların ruhlarına tercüman olmakta, onların:

‘’Yüce Allah’ım! Ruhumun senden dileği şudur: Uğruna canımızı verdiğimiz yurdumuza düşmanlar girmesin, camilerime yabancılar el sürmesin! Bu mabetlerde okunan ezanlardaki şahadetler ki:
‘’Eşhedü enla ilahe illallah,
Eşhedü enne Muhammeden resulullah’’
Kelimeleri Türk Milleti’nin müslümanlığının ve bağımsızlığının ilk şartı ve temelidir. Hürriyet sembolü olan bu ezanlar yurdumun her köşesinde okunsun. Milletim kıyamete kadar hür yaşasın.’’



O zaman vecd ile bin secde eder, varsa taşım;
Her cerihamda, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi terden na-şım!
O zaman yükselerek Arş’a değer, belki başım.


‘’O zaman (camilere düşman ayağının basmadığı, ezan seslerinin yurdun her köşesinde duyulduğu zaman) yeryüzünde bir mezar taşım varsa, sevinç ve mutluluktan mezar taşım bile çoşkunlukla secdeye kapanacaktır.

Milletimin hür olduğunu görmenin ve şehitlik makamına ermenin kıvancı ile sevinç göz yaşlarım, savaşta aldığım yaralardan boşanır. Cesedim, cisimsiz bir ruh gibi göklere çıkar ve o kadar yükselir ki, belki göğün en yüksek katı olan Arş’a (Allah’ın yüce katına) ulaşır.



Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Edebiyyen sana yok, ırkıma yaok izmihlal.
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, Milletimin istiklal.


Büyük vatan şairi Mehmet Âkif İstiklal Marşı’nın son kıtasında tekrar şanlı bayrağamıza hitap etmekte ve:

‘’Şanlı bayrağım! Sen de artık şafaklar gibi al renginle, göklerimde hür ve mesut olarak dalgalan. Sabah şafağının ardından görülen aydınlık gibi, Türk Milleti de bu sıkıntılı ve karanlık günlerden sonra aydınlığa kavuşacaktır. Uğruna dökülen kanlarımızın hepsi sana helal olsun.

Artık Türk Milleti’nin yok olması, dağılması diye bir şey abediyyen söz konusu olamaz. Çünkü; daima hür yaşamış olan, daima tek olan Allah’a inanan ve ona kulluk eden, daima vatanı uğruna çalışan ve çarpışan milletimin hürriyet ve istiklal her zaman hakkıdır.’’


Voor verdere informatie zie: http://www.meb.gov.tr/belirligunler/istiklal_marsi/index_istiklal.html
« Son Düzenleme: 23 Mar, 2008, 14:50:52 Gönderen: aman bey » Logged
dyllek
3de Bachelor
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Yer: Anvers-Leuven
Mesaj Sayısı: 1785


Atam izindeyiz....


« Yanıtla #1 : 30 Eyl, 2007, 23:37:29 »

cok guzel bi paylasim dido, tesekkur ederiz Wink
Logged

Herkesin bakmadigi yonden bak dunyaya. MEVLANA

Gençler, siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.Mustafa Kemal ATATURK (Seni Sevmeyene Ben Turk Demem)

What doesn't kill you, makes you stronger...
AçeLYa
6de Leerjaar
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 400



« Yanıtla #2 : 30 Eyl, 2007, 23:39:02 »

Paylasimin icin cok sagol dido 
Logged

Hayati gözyaslarinla ödüllendirecegine gülücüklerinle cezalandir!
TheGenksta
5de Leerjaar
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 338



« Yanıtla #3 : 22 Eki, 2007, 18:23:24 »

İstiklâl Marşı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Milli marşıdır. Marşın sözlerini Mehmet Akif ERSOY yazmış, bestesini Zeki ÜNGÖR yapmıştır.

Türk Kurtuluş Savaşının en çetin döneminde, bir millî marşa duyulan gereksinmeyi göz önüne alan Milli Eğitim Bakanlığı, 1921 yılında bunun için bir şiir yarışması düzenledi. Yarışmaya 724 şiir gönderildi. Kazanacak şiire para ödülü konduğu için başlangıçta Mehmet Akif katılmak istemedi. Ama millî eğitim bakanı Hamdullah Suphi'nin (TANRIÖVER) ısrarı üzerine, ödülsüz olmak şartıyla o da şiirini gönderdi.

Yapılan seçim sonunda, Mehmet Akif'in 20 Şubat 1921'de yazdığı "Kahraman Ordumuza" sungusunu taşıyan şiiri 12 Mart 1921 günü büyük çoğunlukla TBMM'nce İstiklâl Marşı kabul edildi. Aynı yıl bir de beste yarışması açıldı, ama kesin bir sonuç alınamadı. Bunun üzerine Millî Eğitim Bakanlığınca Ali Rıfat ÇAĞATAY’ın (1867–1935) bestesi uygun görülerek okullara duyuruldu. 1924'ten 1930'a kadar marş bu beste ile çalındı. O yıl bunun yerini, Cumhurbaşkanlığı Orkestrası şefi Zeki ÜNGÖR'ün 1922'de hazırladığı bugünkü beste aldı.

Mehmet Akif Ersoy, İstiklâl Marşında, Kurtuluş Savaşının kazanılacağına olan inancını, Türk askerinin yürekliliğine ve özverisine güvenini, Türk ulusunun bağımsızlığa, hakka, yurduna ve dinine bağlılığını dile getirir. Şiirin bütünü, dörtlükler halinde yazılmış kırk bir dizedir. Sonuncu bölük beş dize.

 

Alıntı
İstiklal Marşı

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl...
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar
?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı
.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,
Her cerihamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden naşım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl

Mehmet Akif ERSOY


 
Logged

Ne kadar kibirLide dursa, bardagin önünde egiLir çaydanlik.. öyLeyse bu büyükLük niye? bu gurur, bu kibir niçin? Mütevazi oL, hatta bir adim biLe geçme gurur kapisindan; bunun için öper bardagi insan aLnindan  ™
billions
4de Middelbaar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 824



« Yanıtla #4 : 22 Eki, 2007, 18:54:21 »

Sagol paylasim icin Genksta, maar nu vraag ik me af hoe de "originele" versie zou geklonken hebben?
Logged

AKP meyveleri satacağına ağaçları satıyor. Seneye meyve isteyenler, bu meyveleri ağaçların ecnebi sahiplerinden almak zorunda kalacaklar.
Codename 1907
6de Middelbaar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1096

DÜŞÜNÜYORUM, O HALDE VARIM...


« Yanıtla #5 : 22 Eki, 2007, 18:58:46 »

Insanlik ustu yetenege sahipti Mehmet Akif Ersoy.

Boyle bir marsi yazmak mumkun mu?
Mumkunmus evet.
Logged



Eğer kendinden eminsen anlatmana gerek yok!Bırak karşındaki seni yaptıklarınla tanısın.

TheGenksta
5de Leerjaar
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 338



« Yanıtla #6 : 22 Eki, 2007, 19:16:37 »

Voor mij geldt eerder de hartstochtelijke inhoud dan de muzikale tonen..
Logged

Ne kadar kibirLide dursa, bardagin önünde egiLir çaydanlik.. öyLeyse bu büyükLük niye? bu gurur, bu kibir niçin? Mütevazi oL, hatta bir adim biLe geçme gurur kapisindan; bunun için öper bardagi insan aLnindan  ™
billions
4de Middelbaar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 824



« Yanıtla #7 : 22 Eki, 2007, 19:19:17 »

Voor mij geldt eerder de hartstochtelijke inhoud dan de muzikale tonen..

Maar geef toe, het zou interessant zijn om te horen hoe de originele versie geklonken zou hebben?
Logged

AKP meyveleri satacağına ağaçları satıyor. Seneye meyve isteyenler, bu meyveleri ağaçların ecnebi sahiplerinden almak zorunda kalacaklar.
TheGenksta
5de Leerjaar
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 338



« Yanıtla #8 : 22 Eki, 2007, 19:21:05 »

zeker.. het zou origineler klinken
Logged

Ne kadar kibirLide dursa, bardagin önünde egiLir çaydanlik.. öyLeyse bu büyükLük niye? bu gurur, bu kibir niçin? Mütevazi oL, hatta bir adim biLe geçme gurur kapisindan; bunun için öper bardagi insan aLnindan  ™
elaman
aman bey
3de Bachelor
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Yer: Leuven
Mesaj Sayısı: 1820



« Yanıtla #9 : 11 Mar, 2008, 21:45:19 »

Alıntı
İstiklal Marşı rahatsız mı etti?

Tercüman Gazetesi Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi Birand'a ağır suçlamalarda bulundu.
Reklam
Tercüman Gazetesi Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği'nin ödül töreninde Mehmet Ali Birand'ın kasten İstiklal Marşı'nı dinlemediğini iddia etti.

Büyükçelebi olayı şöyle anlattı: “Neyin ödülü verildi anlamadım açıkçası. İstiklal Marşımız okunurken ve şehitlere saygı duruşunda bilerek içeri girmedi. Ve MHP'li Cihan Paçacı Birand'ın kolundan tutarak imalı bir şekilde, 'Birand biz senin yerine ödülü aldık merak etme' dedi. Yani senin yerine İstiklal Marşımızı dinledik, şehitlere saygı duruşunu yaptık. Dedi. Sonra Birand, bir karış suratla utanmadan gidip ödülünü aldı.”

Büyükçelebi, RTGD Başkanı'nın kendi gazetesinin Ankara Temsilcisi olması dolayısıyla “Ama Birand'a ödülü sizin temsilciniz Metin Özkan verdi” sorusuna: “Demek ki o, gazeteciliğinin dışında dernek başkanı olarak objektif davranmış, herkese bir ödül vermiş. Bana sorsaydı ben o ödülü verdirmezdim.” cevabını verdi.

benim bu Birand hakkinda bazi suphelerim var. Geçenlerde bir TV-programinda Günes operasyonu hakkinda konusurken suna benzer bisey dedi: "Biz neden daha fazla insan öldürmedigimizin kavgasini yapiyoruz. Böyle bisey olmaz." Yani sanki PKK'lilari destekler gibi konusuyor..
Orada oturan en az bir kisi mudahele eder diye bekledim, ama malesef etmediler..
Logged

Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Ayarlar
Radyo
Günün filmi
Üye
Toplam Üye Sayısı: 54835
En son: N8862
İstatistikler
Toplam Mesaj Sayısı: 40335
Toplam Konu Sayısı: 2424
Bugün Online: 151
Tüm zamanlar Online: 1405
(15 Eki, 2013, 16:39:44)
Online Üyeler
Kullanıcılar: 5
Misafirler: 103
Toplam: 108
Haberler
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.3 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

TinyPortal v0.9.8 © Bloc


XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM
Bu Sayfa 0.109 Saniyede 29 Sorgu ile Oluşturuldu