Aman.Be: Türk ögrenci forum'u - Forum Turkse studenten Aman.Be: Türk ögrenci forum'u - Forum Turkse studenten
Genel Izleyici
 
* Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. 31 Tem, 2014, 23:37:10

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

 
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Anafartalar Kahramani Mustafa Kemal  (Okunma Sayısı 10522 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Share

MsG89
2de Kleuterklas
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 56



« : 08 Oca, 2008, 22:02:26 »

Anafartalar Zaferi'nden sonra, Mustafa Kemal ismi herkes için kahraman anlamı taşıyordu. Çanakkale'de görev yapan Türk askeri için onun adı moral kaynağı ve cesaret demekti, Müttefik askerleri bile kim olduğunu bilmedikleri bu komutana övgüler diziyorlardı. Ian Hamilton bile günlüğüne, Türk askerinin çok iyi komuta edildiğini yazıyordu.
Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal ilk kez burada gösterdiği kahramanlıkla bir şiirde yerini alıyordu. Mehmet Emin Yurdakul Eylül 1915'de; yani muharebeler henüz bitmemiş iken; "Tan Sesleri" isimli ir şiir kitabı yayınlar. Bu kitapta "Ordunun Destanı" adlı ve 15 Eylül 1915 tarihini taşıyan uzun manzumede, ilk dörtlük:

"Ey bugüne şahit olan Sarphisarlar
Ey kahraman Mehmet Çavuş Siperleri
Ey Mustafa Kemal'lerin aziz yeri
Ey toprağı kanlı dağlar, yanık yerler"

Böylece Mustafa Kemal adı şiirle halka mal edilmektedir. Farklılığı vurgulanmaktadır.

Muharebeler sırasında yerli ve yabancı basının M. Kemal'e ilgisi yoğundur. 2'nci Anafartalar Zaferi'nden sonra çok artar ve devletin planlı heyetlerinin dışında M. Kemal ile doğrudan görüşebilmek için; 21 Ağustos'ta Polonyalı bir bayan gazeteci gelir ve 2 nci Anafartalar Zaferinin coşkusunu M. Kemal'le birlikte yaşar. 2 Eylül'de bir Alman gazeteci gelir. 8 Eylül'de Türkiye'nin ilk filmcisi Necati bey gelir ve 3 gün çekimler yapar. 10 Eylül'de Tanin yazarı Ekrem Bey, 21 Ekim'de Suriye yazar ve şairler heyeti gelir. Özetle şöyle diyebiliriz. Muharebeler sırasında o dönemin yazarları, çizerleri, ressam ve şairlerinin büyük bölümü; başarılarından dolayı M. Kemal ile tanışmak için cepheye gelmişler ve intibalarını halka aktarmışlardır. İşte bu aktarmaların sonunda M. Kemal, halkın ağzında efsanevi kahraman olur. Yakup Kadri, o günlerde duyduklarını "Atatürk" isimli eserinde şöyle anlatır:

"Bu genç kumandan, yanında bir avuç süngülü askerle, yerden, gökten, denizden gelen sürekli bir gülle, kurşun ve şarapnel sağanağının ortasında durmadan ileriye doğru atılıyor kollarıyla, kızgın boyunlarından yakalayıp denize yuvarlayacakmış gibi sıra sıra topları üstüne saldırıyor. Bu insan, ateşte yanmıyordu. Vücuduna kurşun işlemiyordu ve zırhlıların (savaş gemilerinin) attığı gülleler başının üstünden munisleşmiş, yırtıcı kuşlar gibi geçip gidiyordu"

Bu anlatım, Atatürk'ün tam bir masal kahramanı gibi algılandığını gösteriyor ki, o neslin de bir beklenti içinde olduğunu yine Yakup Kadri kitabının başlangıcında şöyle ifade eder.

"Bizim ilk gençlik yıllarımız bir milli kahramana hasretle geçti" der.

Atatürk'ün kazandığı bu haklı ün, Başkomutanlık'ta da etkisini gösterir. Muharebelerin ilk ayı sonunda başarılarından dolayı rütbesi albaylığa yükseltilir ve toplam 3 madalya ve 2 nişan verilir. Ayrıca kendisine iki önemli görev için tayin teklifi yapılır. İlki, Temmuz 1915 ortasında, Trablusgarb'e ordu komutanı yetkisiyle ve Tuğgeneral (Mirliva) rütbesi ile gitmek arzusunda olup olmadığı sorulur. İkincisi ise Anafartalar grup komutanı iken 1915 Ekim ayı başında, Irak Ordusu Komutanlığına tayin teklifidir. Bu görev çok daha büyük ve önemlidir.

Bu olaylar devleti yönetenlerin Atatürk'e bakış açısını sergilemektedir. Yani daha muharebeler sırasında, henüz zafere erişilmeden Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal tanınmış ve hakkı teslim edilmiştir.

Zaferden sonra ise Mustafa Kemal ismi, efsanevi bir kimlik kazanır, artık İstanbul'u Kurtaran Kahraman ünvanı ile anılır. Gazeteciler, yazarlar kendisiyle mülakat yaparlar. Halkın en büyük arzusu ise kendisini görmektir. 1916'nın ocak ayında 16'ncı kolordu komutanı olarak Edirne'ye girişinde halk sokaklara dökülür.

Atatürk'ün Çanakkale'de ve sonrasında Kurmay Başkanlığı'nı yapmış olan Orgeneral İzzettin Çalışlar, günlüğünde bu karşılanışı şöyle anlatır:

"28 Ocak 1916

...Yollar hıncahınç ahaliyle dolmuş, bütün mektepler karşılama için yerlerini almıştı. Şehir saray gibi donanmış, peş peşe zafer takları yapılmıştı. "Yaşasın Arıburnu ve Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Bey" yazılı levhalar asılmıştı...Edirne eşrafı, vilayet erkanı,konsoloslar hep oradaydılar...Bütün şehir, heyecan ve coşkulu sevinçle karşıladı. Çiçekler, buketler takdim ettiler. Alkışlar, her türlü nümayişler, tezahürat, her türlü tasavvurun üstündeydi..."

Görüldüğü gibi Atatürk'ün şöhreti, halkın kendisine layık gördüğü unvanlar, kendisine duyulan hayranlık o günlerde ortaya çıkmıştır. Sonradan yakıştırma değildir. Yaptıkları ile kazanılan zaferdir. Türk milletine, iki yüz yıldır hasret kaldığı zafer coşkusunu tekrar tattırmasıdır. Bir büyük zafer armağan etmesidir.
Logged
barberose
3de Kleuterklas
**
Offline Offline

Yer: Gent
Mesaj Sayısı: 63


Her dagdan kopup geldiler anakuzulari ve arslan ..


« Yanıtla #1 : 09 Oca, 2008, 01:13:38 »

Edremit havranli koca seyiti unutmayalim....
Logged

Dört bir yandan sardilar gavurun  gemileri canakkaleyi  ve ölüm saciordu,..Mecidiye bataryasinda herkez sehit olmustu. Biri Nigdeli Ali  ve digeri deEdremit Havranli köyünden mehmetoglu Koca seyit kaldirip ve yerlestiren 225 okkalik mermiyi topun agzina,iman in hem nur hem kuvvet oldugunu göstertmisti!Cevirmsti topu Karsinda Canavar gibi duran Zirhli Oceanna Ya "Allah, Bismillah" diyerek topu ateslemisti,Vurmustu koca seyit koca kefere gemisin!!!
Muzzy01
2de Middelbaar
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Yer: Hamme
Mesaj Sayısı: 696


Ya isitiklal, ya ölüm...


« Yanıtla #2 : 09 Oca, 2008, 01:27:07 »

19.Fırka, 23 Mart 1915'te Müstahkem Mevki Komtanlığı emriyle Eceabat bölgesinde ihtiyata alındı. 25 Nisan 1915'te Gelibolu Yarımadası'na İtilaf Devletleri'nin yaptığı çıkartmalarıyla Çanakkale Savaşı başladı. 3.Kolordu komutanı Mehmet Esat Paşa'nın emrinde savaşan Kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal Bey Arıburnu'na çıkan ANZAC (Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu) birliklerinin yarımada içine ilerlemesini Conkbayırı'nda durdurdu. Bu başarı üzerine 5.Ordu kumandanı Müşir (Mareşal) Liman von Sanders Paşa'nın takdirini kazandı ve 1 Haziran 1915'te Miralay (Albay)lığa yükseldi. İngilizlerin Ağustos ayında Suvla Körfezi'ne yaptığı ikinci çıkartmadan sonra, 8 Ağustos akşamı Liman von Sanders Anafartalar mevkiinde bulunan birliklerinin komutasını verdi ve 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferi'ni kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe ve 21 Ağustos'ta II. Anafartalar Zaferi takip etti. Miralay (Albay) Mustafa Kemal Bey, Ruşen Eşref Bey (Ünaydın) başta olmak üzere İstanbul basın tarafından "Anafartalar Kahramanı" olarak kamuoyuna tanıtıldı.


* 200px-Ataturk13.JPG (14.86 KB, 200x276 - Görüntüleme: 2927 kez.)
Logged
Muzzy01
2de Middelbaar
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Yer: Hamme
Mesaj Sayısı: 696


Ya isitiklal, ya ölüm...


« Yanıtla #3 : 09 Oca, 2008, 01:27:33 »

paylasim için tsk'ler
Logged
barberose
3de Kleuterklas
**
Offline Offline

Yer: Gent
Mesaj Sayısı: 63


Her dagdan kopup geldiler anakuzulari ve arslan ..


« Yanıtla #4 : 09 Oca, 2008, 01:35:28 »

Koca Seyit'in Öyküsü 
 
Mermi sırtında mıydı, kucağında mı? Yalnız mı taşıdı, Niğdeli Ali ile mi? Onbaşı rutbesini kim verdi? O sırada 276 kiloluk mermiler var mıydı? Sorular ve cevaplar... Seyit, üç savaş yaşadı, madalyası yoktu. 50 yaşında yine yoksul öldü.

Koca Seyit 1889'da Balıkesir'e bağlı Havran ilçesinin Çamlık köyünde doğdu. Gürbüz yapılı, pehlivan görünüşlüydü. Bu nedenle, askere gittiğinde, adına "Koca" lakabı da eklendi. 1909'da askere giden Koca Seyit, askerliğinin üçüncü yılındayken 1912'de Balkan Savaşı başlayınca birliğiyle birlikte savaşa katıldı. Terhis edilmeden askerliğini Çanakkale'de topçu eri olarak sürdürdü. 14 asker ölünce, 24 asker yaralanınca... Çanakkale Boğazı'nın Rumeli yakasında, Kilitbahir denilen mevkide 28'lik Mecidiye bataryasında Şeyit ile birlikte kırk kişi vardı. 17 Mart 1915'te Çanakkale'deki bütün birliklerde yoğun bir faaliyet sürüyordu, ertesi gün, İtilaf Devletleri'nin büyük bir hücuma geçeceği haberi alınmıştı. 18 Mart 1918'de, önce Fransız daha sonra İngiliz zırhlıları Çanakkale boğazında görülmüşlerdi. Anadolu ve Rumeli kıyılarından ateş ve dumanlar göklere yükselmekteydi, ateş aralıksız sürüyordu. İngilizlerin en büyük savaş gemilerinden Queen Elizabeth ve Ocean zırhlıları Koca Seyit'in bataryasının bulunduğu Kilitbahir önlerine gelmiş, kıyıyı top ateşine tutmuştu. Ateş çemberi genişleye, genişleye Koca Seyit'in bataryasına ulaşmıştı. Bataryanın sağına soluna mermiler peş peşe düşmeye başlamıştı. Durumun kritik oluşunu gören batarya komutanı "sığınağa!" emrini vermişti. Fakat batarya erleri sığınağa ulaşmadan müthiş bir gürültü kopmuş, sanki yer yerinden oynamıştı. Koca Seyit de o gürültüden sonrasını hatırlamıyordu. Düşman gemilerinden atılan bir mermi cephaneliğe isabet etmiş, cephanelik havaya uçmuştu. Bataryadaki erlerden on dördü hayatını kaybetmiş, yirmi dördü ise yaralanmıştı. Sadece Seyit ile Ali isimli arkadaşı yara almadan kurtulmuşlardı. Vinç de kırılmıştı Sağlık erlerinin müdahalesiyle kendine gelen Seyit gözlerini açınca etrafta şehit olan arkadaşlarının cesetlerini görmüş ve arkadaşlarından durumu öğrenmişti. Bataryada ikisinden başka kimse kalmamıştı. Bataryanın toplarından ikisi toprağa gömülmüş ve kullanılmaz hale gelmişti. Sadece bir tanesi kullanılabilir haldeydi. Onun da vinci kırılmıştı. Koca Seyit, bir denizde hâlâ ateş püsküren düşman zırhlısına bir yerde yatan arkadaşlarına, bir de topa bakmış ve her biri 215 okka (276 kilo) ağırlığındaki mermilere yönelmişti. Ali'nin yardımıyla Arkadaşı Niğdeli Ali şaşırmıştı, Koca Seyit ne yapmak istiyordu? Seyit, arkadaşına "yardım et de mermiyi yükleneyim" demiş, ardından da "Ya Allah" diyerek koca mermiyi kavramış ve Ali'nin yardımıyla sırtlamıştı. 276 kiloluk yüküyle 28'lik topun altı basamağını çıkan Koca Seyit mermiyi topun ağzına yerleştirmeyi başarmıştı. Topun namlusunu Ocean'ın üzerine çevirmiş, topu ateşlemişti. Gemi isabet almıştı. Batarya komutanı Hilmi Bey derhal Mecidiye bataryasına koşmuş ve topu Seyitle arkadaşının ateşlediğini öğrenmişti. Hemen oracıkta onbaşı rütbesini takmıştı Seyit'e. "Nasıl yaptın?"sualine ise şu cevabı veriyordu: "Cenb-ı Hakkın yardımıyla." Madalyası yoktu Koca Seyit 1918'de terhis oldu, köyüne döndü. Yine savaş başladı; Seyit 26 Ağustos 1922'de Büyük Taarruza katıldı, vücudu iki yerden yara aldı. Zaferi hastanede öğrendi. Köyüne döndü. Çoluk çocuğunun geçimini sağlamak için dağdan odun getiriyor, odun kömürü yapıp satıyordu. Madalyası bile yoktu. "Müracaat et sana madalya versinler, maaş bağlasınlar" diyenlere, "Biz madalya için, maaş için dövüşmedik" diyordu. Aralık 1939'da öldü. 50 yaşındaydı. Fotoğrafın öyküsü Gelibolu'yu ziyaret eden herkes onu biliyor: Efsanevi Seyit Onbaşı. Kollarında kocaman bir mermiyle kaya gibi orada duruyor. Bu kahramanın 1915'de çekilmiş bir de fotoğrafı var. Seyit Onbaşı'nın başarısı hızla ordu içinde yayıldı. O sırada, Avustralyalıların da Efsanevi Kahramanı Jacka idi. Olaydan bir hafta sonra, Topçu Birliği Komutanı Cevat Paşa Seyid'i onbaşı yaparak onurlandırdı. Ve, Onbaşı'nın fotoğrafını çekmek için fotoğrafçılar gelmişlerdi bile. Sırtında silah, elinde büyük mermiyle çekilecek bir fotoğraftan daha etkili ne olabilirdi ki? Fakat, Koca Seyid top mermisini kaldıramadı. "Bu koşullarda mümkün değil, Bir daha İngilizler saldırırsa..." dedi. Ne var ki, açıklama, fotoğraf sorununu çözmüyordu. Boş, daha küçük mermiler denendi, olmadı. En sonunda, tahtadan yapılmış maket bir mermiyle fotoğraf çekildi. Fotoğraf gazetelerde yayımlandı. Artık herkes Koca Seyit'i tanıyordu.




* koca seyit.jpg (34.84 KB, 278x411 - Görüntüleme: 3033 kez.)
Logged

Dört bir yandan sardilar gavurun  gemileri canakkaleyi  ve ölüm saciordu,..Mecidiye bataryasinda herkez sehit olmustu. Biri Nigdeli Ali  ve digeri deEdremit Havranli köyünden mehmetoglu Koca seyit kaldirip ve yerlestiren 225 okkalik mermiyi topun agzina,iman in hem nur hem kuvvet oldugunu göstertmisti!Cevirmsti topu Karsinda Canavar gibi duran Zirhli Oceanna Ya "Allah, Bismillah" diyerek topu ateslemisti,Vurmustu koca seyit koca kefere gemisin!!!
MsG89
2de Kleuterklas
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 56



« Yanıtla #5 : 09 Oca, 2008, 14:35:20 »

Tümen Komutanı Kurmay Yarbay M. Kemal Nisan ayı içinde bir gün atıyla hizmet erini göndererek kendine yakın mesafede bulunan birliğinden Onbaşı Seyit'i aldırarak karargah evine getirir.
O mucize insanı yakinen tanımak ister.M. Kemal bir kahve Seyit Onbaşıya,bir kahve kendine yaptırır ve konuşmalar başlar.
"Evladım, tek başına nasıl kaldırdın o 275 kg. mermiyi?"
Seyit," işte Allah'ın izniyle oluverdi komutanım,o anda bana bir çam kütüğü gibi geliverdi."
M.Kemal "Öğrendiğime göre fakir bir aile çocuğu olduğun halde verilen ikramiyeleri kabul etmemişsin.Yalnız bana bir tayın ilave verin demişsin ve onu da ertesi gün komutanına müracaat ederek:"Ben arkadaşlatımın hakkını yiyemem,bunu da geri alır mısınız?"demişsin.
Seyit:"Komutanım sizin ikram ettiğiniz şu kahve benim için en büyük hediyedir."
M.Kemal:"O mermiyi kaldırdığın gibi beni de kaldırabilir misin?"
Seyit:"Hayır komutanım."
M.Kemal:"Niye ben o mermiden ağır mıyım?"
Seyit:"Komutanım;merminin ağırlığı başka,sizin ağırlığınız bambaşka.Sizi ben değil, Dünya bile kaldıramaz."
Bu kahramanımız 1909'da asker olarak çıktığı köyüne 1918'de 9 yıl sonra dönebilmiş ve 1939'da zatürriyeden vefat etmiştir.
Şimdi köyünün ismi Koca Seyit Köyü'dür.İsmini taşıyan bir ilkokul ve sokağı ve bir de heykeli Havran'da bulunmaktadır.
Cumhuriyet'ten sonra bir gün Atatürk Balıkesir ziyaretinde Havran'a uğrar ve Seyit Onbaşı'yı ziyaret eder ve hükümet görevlilerine:
"Beyler,Efendiler, lütfen bu kahramanın durumuyla yakından ilgilenin,memleketimizi bunlar kurtardı,bu duruma onlar getirdi.Cumhuriyet bunların desteği ile kurtuldu,kimseye muhtaç etmeyin bu kahramanları ve yiğitleri."
Logged
MsG89
2de Kleuterklas
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 56



« Yanıtla #6 : 09 Oca, 2008, 15:11:08 »

Topu kaldirmadan önce Koca Seyit'in Agzindan nur tanesi gibi dökülen Duasini unutmiyalim : "Ulu ve yüce Allah'tan başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur." Yakaris halinde Koca Seyit bu Duayi defalarca okudu.

215 okkalik mermi ingilizlerin 'Ocean' ismili zirhli gemisini isabet ettigini gören Koca Seyit bir rivayete göre Sehadet parmagini kaldirir ve söyle der ''Bunu ben degil, Sen yaptin Allahim!''


* seyit onbasi.jpg (39.44 KB, 462x300 - Görüntüleme: 3033 kez.)
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Ayarlar
Radyo
Günün filmi
Üye
Toplam Üye Sayısı: 55681
En son: M24D
İstatistikler
Toplam Mesaj Sayısı: 40335
Toplam Konu Sayısı: 2424
Bugün Online: 119
Tüm zamanlar Online: 1405
(15 Eki, 2013, 16:39:44)
Online Üyeler
Kullanıcılar: 7
Misafirler: 88
Toplam: 95
Haberler
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.3 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

TinyPortal v0.9.8 © Bloc


XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM
Bu Sayfa 0.079 Saniyede 29 Sorgu ile Oluşturuldu